10 EYLÜL 2010
Menu
 
 
 
 
 
 
Müşteri Hizmetleri
 Siparişler ve Teslimat
 Gizlilik Bildirimi
 Hakkımızda
 Bize Ulaşın
 
 
Oturum aç
LİDERLİK GELİŞİMİ, YÖNETİM ETKİNLİĞİ VE KURUMSAL ÜRETKENLİK DERGİSİDİR
EE > ARŞİV | ABONELİK | KÜNYE | ÖRNEK SAYI | TEMALAR | ARA SAYI:156 ▪ MART 2010

UYARI! Çıkış için lütfen çıkış linkine veya buraya tıklayarak oturumu kapatınız...

Editörün Köşesi
Günseli Özen Ocakoğlu
gunseli@rotayayin.com.tr

Merhaba,
Genel inanış, değişen doğa koşullara uyamayan türlerin, değişemediği için kaybolduklarını söylüyor. Benim merakım kaybolanlar değil, doğaya en hızlı ayak uyduran canlının hangisi olduğunu bulmak.

 
Merhaba,
Genel inanış, değişen doğa koşullara uyamayan türlerin, değişemediği için kaybolduklarını söylüyor. Benim merakım kaybolanlar değil, doğaya en hızlı ayak uyduran canlının hangisi olduğunu bulmak. İnternete sorumu yazıyor ve tuşa basıyorum. Ekrana ekolojiyle uğraşanlarla konusu tamamıyla ekolojik dengeler olan siteler geliyor. Şöyle bir tarıyor ve doğadaki canlılara ilişkin bir perspektif edinmeye çalışıyorum. Uzmanların genel söylemleri şöyle: Ekolojik yapılar yani iklim, bitki dokusu ve toprak yapısı farklılaştıkça doğadaki aynı türler farklı bölgelerde farklılık gösterir. Daha büyük, daha uzun, daha kalın ya da tersi olabiliyorlar. Demek ki içinde yaşanılan ortam bir canlının canlı kalabilmesi için gerekli değişimi yapmasını öngörüyor hatta dayatıyor. Ancak yine aynı uzmanlar canlı türlerinin öyle aniden ortadan kaybolmadıklarını, bir değişimle bir başka canlı türüne dönüştüklerini de söylüyor.
Neslin tükenmesi ise doğal yollarla yani zaman içinde iklim değişimi, türler arası rekabet, büyük göktaşlarının dünyaya çarpması gibi nedenler yüzünden olagelmiş. Doğal yollarla bir türün nesli yavaş yavaş tükenirken, aynı türün genetik yapısında gerçekleşen değişimler çevreye ayak uyduran yeni ırklar ve onlardan da yeni türler ortaya çıkarmış. Bu yolla da, kaybolanlar yeni gelenlerle denklenmiş, ekosistemdeki kazanç ve kayıplar eşitlenmiş.

İnsanoğlunun varoluş evrimi hâlâ tartışılıyorken bu tartışmalara bir yenisi eklemek yerine biz insanoğlunun doğada tükettiği canlı türlerinin sayısına bakalım. İnsanoğlunun dünya üzerinde var olduğu kabul edilen 250 milyon yıldan bu yana kaybolan türlerin sayısı, kendisinden önce var olduğu sayılan 850 milyon yılda kaybolan türlerin sayısından çok daha fazla. Dün türlerin kaybolması olarak yapılan, bugün ise küresel ısınma ve çevre kirliliği olarak süre giden tartışmayı aklımızda tutup, küresel boyutta son hızla değişen iş dünyasındaki değişime bir göz atalım.  

Yaşamın her alanında süre giden değişimden söz etmeyen hiçbir disiplin yok. İş dünyasından çevreye, insan ilişiklerinden iş yapış biçimine kadar herkesin ve her şeyin değişiminden ve de bunun gereklerinden söz ediliyor. Liderlik makamının gerektirdiği değişimden de dem vuranlar, daha da çok liderin yönetim yaklaşımının değişmesi üstünde duruyorlar. “Şimdi liderler, eskisinden daha çok de€işimi gözlemeli ve kararlarını da daha hızlı vermeli” diyenlerin sayısı giderek artıyor.

Yeni dönemin ortaya çıkardığı en temel ihtiyaç, değişimin gerektirdiği hıza ulaşmak, hızla değişmek çünkü hızlı değişmemek de hiç değişmemek kadar sakıncalı. Değişim gerekliliğini önceden görerek proaktif davranmak ise apayrı bir bilim dalı. İşte tam da bu noktada liderin vizyonu öne çıkıyor. Lider ne kadar geniş bakıyorsa o kadar çok görüyor, ne kadar çok biliyorsa o kadar çok ayrıntıya inebiliyor. Elbette şirketi de beraberinde görüyor, büyüyor. Liderleri değişmeye zorlayan ise insanların hiç bitmeyen beklentisi. Bu beklentiler değişim sürecinde etkin oluyor, lideri de zorluyor.

Son dönemde hep beraber sıklıkla, “Çok çalışıyor ama kazanamıyoruz.” söylemlerine tanıklık ediyoruz. “Rakiplerimiz çok hızlı ve rekabet şartlarıda çok acımasız. Elimizi, kolumuzu ba€lıyorlar.”da diyorlar. Şimdiden söylemeliyim ki çözümü geçmişin pazar kurallarında arayanlar ciddi bir hayal kırıklığı yaşayacaklar. Her şey değişiyorken değişmemekte ısrar edenler başarısızlığı tadacak çünkü iş dünyasının iklimi değişiyorken değişmemek doğaya ters.
Peki, şimdi ne olacak? Bu sorunun yanıtı oldukça basit: Çevre koşulları doğru değerlendirilecek ve hızlı bir transformasyondan geçilecek. Bir kerelik değişim yetmeyecek, hava sürekli koklanarak dünyanın hal ve gidiş izlenecek. Dünyanın gidişatını izlemek de yetmez sektörel değişimler izlenecek ve ilgili alanlardaki trendler gözlenecek. Dış değişimlere ayak uyduracak bir insan kaynağı profili belirlenip var olan insan sermayesi yeniden yapılandırılacak ya da yenileri alınacak. Tüketici beklentileri değişiyorken ürünler de değişecek hatta herkesten farklı yapılacak. İşe, ürüne ya da hizmete ruh katılacak. O, eskinin ben üretirim müşteriler satın alır mantığı çoktan tarihteki yerini aldı. Şimdi bilinmezlerle dolu koca bir okyanusta yenilik ve her defasında yenilenmenin çağındayız. Ne demeli hepimize rastgele.
Bu zor koşullarda her birimize değişimi herkesten önce görerek değişme ve değiştirme cesareti diliyorum. Kalın sağlıcakla.
Okunma miktarı: 621 Yazdır Yazıcı uyumlu sayfa
Sepetinizde henüz ürün bulunmamaktadır.




Ana Sayfa l Biz Kimiz l Ürün&Hizmetler l Bize Ulaşın

Bu site en iyi en az 1024 x 768 çözünürlükte ve MS IE / Netscape 5+ ve FireFox 1.x tarayıcılarla izlenebilmektedir.
zm: 122992 Copyright©2002-2010 Rota Yayın Yapım Tanıtım Ticaret Ldt. Lti.  Bu sitede bulunan yazı ve çizimlerin her hakkı saklıdır.
Gizlilik Politikası Kullanım Koşulları bilgi@rotaline.com • powered by: rotaline